Arabuluculuk Hakkında Her Şey

 

Ülkemizde Arabuluculuk, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında 22.06.2012 tarihinden beri yürürlükte bulunmaktadır.  Yürürlüğe girdiği tarihten bu yana arabuluculuk çözüm yoluna başvurulan  21.517 uyuşmazlık dosyasının  %90 ı  anlaşma ile sonuçlanmış bulunmaktadır

Arabuluculuk kanunda da açıkça belirtildiği üzere arabuluculuk;

– Sistematik teknikler uygulayarak,

-Görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren,

-Tarafların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren,

-Tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen,

-Uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız arabulucunun  katılımıyla  ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yoludur.

 

Arabulucu, bağımsız ve tarafsız hareket eden ve bu alanda eğitim almış bir hukukçudur.Arabulucu bir uyuşmazlıkta, dostane bir çözüme ulaşmak amacıyla taraflara yardımcı olmak ve bu süreci etkinleştirmek üzere çalışır, taraflara bir çözüm dayatmamaktadır.  Taraflar kendi özgür iradeleri ile çözüm seçeneklerini kendileri oluşturmaktadırlar.  Arabulucu sadece tarafların kendi çözüm yollarını üretemedikleri noktada tavsiye niteliğinde kendi çözüm önerisini  taraflara iletebilmektedir.

Arabuluculuk yönteminde, tarafların buldukları çözüm doğrultusunda oluşturulan anlaşma, mahkeme kararı yerine geçmektedir.

Uyuşmazlık sürecinde arabuluculuk sürecinde  çözüme ulaşılamadığı taktirde  yargı yoluna başvurmak her zaman mümkün bulunmaktadır.

Arabuluculuğun amacı kimin kazanıp kimin kaybedeceğine karar vermek olmayıp, tarafların ihtiyaçları  doğrultusunda en uygun çözüm yolunu bulabilmektir.

Taraflar, arabuluculuğa elverişli her konuda iş hukuku, ticari, tüketici, kira, aile, fikri

ve sınaî uyuşmazlıklara ilişkin pek çok hukuki meseleyi arabuluculuk yöntemiyle çözebilirler.

 

Arabuluculuk süreci iki biçimde işlemektedir.

  • Taraflar aralarındaki uyuşmazlık hakkında  mahkemeye gitmeden bir arabulucu ile birlikte  çözülmesine  karar verebilirler.
  • Tarafların aralarındaki uyuşmazlığa ilişkin bir davası devam ederken  mahkeme de, taraflara arabuluculuk yöntemini önerebilir yada taraflar dava sırasında da mahkemeden arabuluculuk çözüm yolunu denemek için süre isteyebilirler.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, 25.10.2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak

yürürlüğe girmiş  olması ile birlikte kanun işe iade ile iş alacağı ve tazminat davalarının açılmasından önce arabuluculuk sürecinin işletilmiş olmasını bir dava şartı olarak getirmiş bulunmaktadır.

Arabulucuya başvurunun dava şartı olarak öngörüldüğü durumlarda, bu zorunluluğun yerine getirilmeden dava açılması durumunda dava karşı tarafa tebliğ edilmeden ve esasa girilmeden usulden reddedilecektir.

Kanun m. 3/2 “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.”

Madde devamı “İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz” şeklindedir. Yani iş kazası ve meslek hastalığı ile ilgili tazminat, tespit, itiraz ve rücu davalarında arabulucuya başvuru zorunlu tutulmamıştır. Bu konular yine arabuluculuk çözüm yolu için uygun konular olup, isteğe bağlı bırakılmıştır.